Embed

Siz Hiç Başbakan Oldunuz mu?

Siz Hiç Başbakan Oldunuz mu? 28 Şubat 2017

Hiçbir genel seçimde, sandıktan çıkan Oy’lar ile “ülkeyi yönetme ve başbakan olma görevini size verdik” diye bir görevlendirme aldınız mı?

Bunun olmasının dahi hayal olacağını, gerçekleşmesinin dahi imkânsızlığını bilerek, yazıda da olsa, bunun şakadan öteye gidemeyeceğini idrâk ettiniz mi?

Ülkede Hükûmet kurulamıyor, kaos çıkma tehlikesi ile karşı karşıya kalınmış; belki size Hükûmeti kurma görevi verilebilir. Bununla ilgili bir alt çalışma yaptınız, yol haritasını çizdiniz, olası engellemeler, olumsuzluklara karşı alternatif çözüm yolları hazırladınız mı?

Sahi siz Hiç Başbakan, Başbakan Yardımcısı, Bakan oldunuz mu? Ülkenin başı olan Cumhurbaşkanı ile bir proje, kanun, tasarı, ülkenin geleceğini ilgilendiren bir konu hakkında bir araya gelip, işin olup olamayacağını sordunuz mu?

Siz bu gibi çetrefilli, girift işleri, diyalogları yaşadınız mı?

Olabilir, yaşamamışsınızdır! Peki sizden önce bu konularda sıkıntı yaşamış olanlarla görüştünüz, konuştunuz, kargaşanın, iki başlılığın nedenlerini, çözüm yollarını araştırdınız mı?

Sizin bürokratlık hayatınız olmuştur! O günlerden kalma, göreviniz gereği, milletiniz, sorumlu olduğunuz kesimler için istediğiniz, talep ettiğiniz bir şeyler istediniz de olmamazlık yaşadınız mı?

Yaşandıysa nedenlerini, kabul edilmeyişini, engel çıkartılmasının nedenlerini, gerekçelerini soruşturdunuz mu? Talebiniz de mi, yoksa muhatabın da mı bir yanlış anlaşılma olmuş, ya da inatlaşma mı yaşanmıştır diye sorguladınız, öz eleştiride bulundunuz mu?

Bugün bulunduğunuz konum itibariyle, bürokratlık günlerinizde yaşadıklarınızı, zorlukları, aksaklıkları gözünüzün önünde bir film şeridi gibi geçirdiniz mi? Ülkeyi rahata erdirecek diye gördüğünüz kararınızın, isteğinizin, talebinizin kabul edilmeyişine sinirlenip, siteminiz oldu mu? Hâyrlı gördüğünüz bir işin engellenmesi nedeniyle, kendinizi koltuğunuzdan alaşağı etmeyi istediniz mi?

“Hayır, bu kadarda olmaz! O makamda, vatandaşın işini engellemek, milletin menfaatine köstek olmak, kendi ihtiraslarını tatmin etmek için oturuyor olamazlar” dediniz mi?

Sizi sorumlu gören, sizden çözüm isteyen, “beceremiyorsun git” diyerek istifanızı talep edenlerin gözlerinin içine bakarak, “bu kadarda olmaz, olamaz”  dediniz mi?

O günleri düşündükçe, sinir sisteminizin tahrip olmaya, zelzeleye yaşamaya başladığını yeniden, o günlerdeki gibi yaşıyor musunuz?

Hastahâne odalarında, derman arayanlara çözüm üretmediğiniz, hastalar Hastahanelerde doktor beklerken, doktorların muayenehanelerinde hasta beklemelerini engelleyemediğiniz, sistemi değiştiremediğiniz, değişimlerinize engel olunmasına, insanların şifa ararken hastalıklarına hastalık katılmasına mâni olamadığınız için üzüntüler yaşatanları, iç dünyanızda dahi olsa, sorgulamadınız mı, onlara öfke duymadınız mı?

‘Gelecekte bunların yaşanmasını istemiyorum’ diyerek, siyasi hayata girmeye, çözüm üretmeye, bu konuda projelere geliştirmeye, güzel günlere ulaştıracak plânlarınızın ölümüne neden olanların yanlışlarını yapmayacağınıza, kendi kendinize söz verdiniz mi?

Birkez daha yineliyorum sorumu;

Siz hiç başbakan oldunuz mu?

Başbakanlık koltuğuna oturup, kabine üyelerini belirleyip Cumhurbaşkanının önüne imzaya götürüp, listenin yüzünüze fırlatılmasına, Hükûmet üyesi olacak isimlerin veto edilmesinin şokunu, devlet terbiyesine mugâyir davranışı yaşadınız mı?

İçten içe hıçkırıklara boğulup, sözlerinizin boğazınıza düğümlendiği, hatta kan kusup “kızılcık şerbeti içtim” demek zorunda kaldınız mı?

Seçilmiş bir Başbakan olarak, Anayasa’dan aldığı yetkiyi kullanıp parlamenter sitemin değil, başkanlık yetkisi ile donanmış, siz seçilmişlerin seçtiği birinin kendi yetkileri ile size posta koyduğunun hüznünü, acısını, çözümsüzlüğünü, iki başlılığını yaşadınız mı?

 

Bekâra Karı Boşamak Kolay

Çaresiz kalıp, “keşke başbakan seçilmeseydim” dediğiniz, derdiniz paylaşacağınız, içinizden geçenleri boca edeceğiniz, ama kimselerede söylememesini istemediğiniz birilerini aradınız mı?

İşte siz hiç başbakan olmadığınız, yukarıda saydığımız olumsuzlukları yaşamadığınız, acısını yüreğinizin derinliklerinde yaşamadığınız için, “bekâra karı boşamak kolay” misali.

Acıları yaşamış, milletin yüzünü güldürmenin engellenmesine mâruz kalmış, talepleri geri döndürülmüş, hizmet etmek isteyenlerin arzu ve istekleri birilerinin kaprislerine kurban gitmesin diye, HUZURLU – İSTİKRÂRLI BİR YÖNETİM, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin hayata geçirilmesi için EVET deniliyor.

Bir gün, siz yönetim kademesinde oturursanız, milletin gözünden akan yaşların silinmesinin geciktirildiği, zamanın boşa harcandığı, vaktin isrâf edildiği pişmanlığını yaşayabileceğinizi düşündünüz mü?

Son söz, istek ve arzularınızı, hayal olup, mahşere kalmaması için, empâti yapın ve sizin başbakan, birilerinin de cumhurbaşkanı olduğunu düşünün ve millete hizmetlerin engellenmesinin faturasının telafisinin imkânsız olduğunu düşünün! …

 

Düşündüren sözler;

“Cahil ile dost olma: ilim bilmez, irfân bilmez, söz bilmez; üzülürsün.

UkâIâyIa dost olma: çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün.”

                                                                                           Şeyh Edebâli

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !